Diriliş yorum videosu için tıklamanız yeterli:)
20 Haziran 2015 Cumartesi
Diriliş- Tess Gerritsen// Kitap Yorumu
Diriliş yorum videosu için tıklamanız yeterli:)
3 Mayıs 2015 Pazar
Nisan Ayında Okuduklarım
İŞTE NİSAN AYINDA OKUDUKLARIM!! 4 KİTAP. BİLİYORUM ÇOK AZ FAKAT NİSANDA KAMPA GİTTİM + SINAV AYIMDI (ARTIK AY OLDU HAFTALAR :D) + HİÇLİĞİN KIYISINDA'YI OKURKEN KİTABI 3 GÜN OKULDA UNUTTUM VE O 3 GÜNDE OKULDA DEĞİLDİM. YANİ BAYAĞI ZORLU BİR AY GEÇİRDİM. DİLERİM MAYIS DAHA HAFİF VE BOL KİTAPLI GEÇER FAKAT HİÇ SANMIYORUM. MALUM 3. SINAVLAR VAR :'(
TATLI TEHLİKE'NİN YAZISINI ZATEN PAYLAŞMIŞTIM O YÜZDEN ONU BURADA YORUMLAMAYACAĞIM. EĞER OKUMADIYSANIZ LİNK: http://kitapokuyanpenguen.blogspot.com.tr/2015/04/tatli-serisi-wendy-higgins.html
BU YAZIMDA KİTAPLARI NORMALDE YAPTIĞIM GİBİ YORUMLAMAK YERİNE INSTAGRAM'DA YAPTIĞIM GİBİ KISA KISA BAHSEDECEĞİM ÇÜNKÜ KİTAPLARIN KENDİ YORUMLARI GELECEK.
HARİKA PİÇ: 5/5
NASIL BAŞLASAM BİLEMİYORUM AMA ÖNCE EROTİK OLDUĞUNU SÖYLEMELİYİM SANIRIM HEHE :D BİLDİĞİNİ GİBİ -BİLMİYORSANIZ ARTIK ÖĞRENDİNİZ- BEN EROTİK OKUMAYI DAHA ÇOK SEVİYORUM ÇÜNKÜ EROTİKLER DAHA TUTKULU OLUYOR BANA AŞKI TAM OLARAK GEÇİREBİLİYOR. VE BEN TAM BİR DUYGUSAL AHMAK OLARAK KİTAPLARDAKİ AŞKI HİSSETMEYE BAYILIYORUM. BU DEMEK DEĞİLDİR Kİ BEN FANTASTİK VEYA BİLİMKURGU OKUMUYORUM BİLİMKURGUYA DA BAYILIRIM AMA EROTİK KİTAPLAR CANDIR :P
HER NEYSE BEN YORUMUMA DEVAM EDEYİM:
ASLINDA HARİKA YABANCI HARİKA PİÇ'İN DEVAM KİTABI OLSAYDI ÇOK DAHA GÜZEL OLURDU ÇÜNKÜ SADECE BİR KİTAP BİR KİTAPKURDUNA ASLA YETMEZ! MESELA BEN ŞUAN O KARAKTERLERİ ÖZLÜYORUM - HER NE KADAR İSİMLERİNİ HATIRLAMASAM DA. BAŞTA BİRBİRLERİNDEN DELİCESİNE NEFRET EDİYORLARDI FAKAT BİR O KADAR DA ARZULUYORLARDI. ZATEN BENİ KİTABA BAĞLAYAN SEBEPLERİN BAŞINDA DA BU ETKEN GELİYOR.
KİTAP HEM KADININ HEM DE ADAMIN AĞZINDAN ANLATILIYORDU Kİ BU DA BENİM BİR KİTAPTA BAYILDIĞIM BİR ÖZELLİKTİR. ADAMIN DÜŞÜNCELERİ ÖZELLİKLE DE KADINLA İLGİLİ OLANLAR BENİ ADAMA RESMEN BAĞLADI.
ÇOK FAZLA UZATMADAN İKİNCİ KİTABA GEÇELİM.
HİÇLİĞİN KIYISINDA: 5/5 AZ BİLE
HİÇLİĞİN KIYISINDA BİZİM TUR KİTABIMIZDI AMA OLMASAYDI DA YİNE OKURDUM. ASLINDA ÇOK ÖNCEDEN ALMIŞTIM KİTABI FAKAT NEDENSE BİR TÜRLÜ OKUMAMIŞTIM. DAHA ÖNCE OKUMADIĞIM İÇİN ÇOK PİŞMANIM ŞUAN. EĞER ELİNİZDE VARSA SAKIN BEKLETMEYİN SONRADAN TAMAM PİŞMAN OLUYORSUNUZ, BENDEN SÖYLEMESİ.
BENCE 'MÜKEMMEL ERKEK' ANDREW'E ÇOK YAKIŞIYOR. O KESİNLİKLE MÜKEMMEL. HER KIZIN HAYALİNDEKİ ERKEK TİPİNE UYDUĞUNA ADIM KADAR EMİNİM. HEM GİTAR ÇALIYO, HEM ŞARKI SÖYLEYEBİLİYO, HEM YEŞİL GÖZLÜ HEM KASLI HEM DE YAKIŞIKLI. DAHA NE İSTEYEBİLİRİZ Kİ?
HİÇLİĞİN KIYISINDA DA HEM ERKEK HEM DE KIZ TARAFINDAN ANLATILIYOR.
ADANMIŞ GÜZELLİK: 5/5
ADANMIŞ GÜZELLİK ACITAN GÜZELLİK'İN İKİNCİ KİTABI. İLK KİTAPTA BİZİ ZATEN JACK HENRY'YE AŞIK ETTİLER. BU KİTAPTA DAHA DA ETTİLER. YANİ KİTABI BIRAKTIĞINIZ ANDA JACK HENRY'Yİ ÖZLÜYORSUNUZ. BU HEM MÜKEMMEL HEM DE BERBAT BİR ŞEY.
ADANMIŞ GÜZELLİK VE ACITAN GÜZELLİK DE HEM KADIN HEM DE ADAM TARAFINDAN ANLATILDI.
UMARIM ÜÇÜNCÜ KİTAP EN YAKIN ZAMANDA ÇEVRİLİR. SONU KÖTÜ BİTMİYOR FAKAT İNSAN SONRASINDA NE OLACAĞINI MERAK EDİYOR :D
BU KADAR YETECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM. YORUMLARIMIN KISA BİR ÖN OKUMASI OLSUN BU :)
BU ARADA HER KİTABA 5/5 VERDİĞİMİ FARK ETTİM :D BU AY CİDDEN GÜZEL KİTAPLAR OKUMUŞUM :P
BİR SONRAKİ YAZIMDA (BÜYÜK İHTİMALLE HARİKA PİÇ YORUMU) GÖRÜŞMEK ÜZERE...
BANA ULAŞMAK İÇİN:
INSTAGRAM: @kitapokuyanpenguen
GMAİL: kitapokuyanpenguen@gmail.com
27 Nisan 2015 Pazartesi
TERSYÜZ - AMY HARMON
Kitabın adı: Tersyüz
Orijinal adı: Making Faces
Yazar: Amy Harmon
Çevirmen: Arzu Altınanıt
Sayfa sayısı: 373
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Kapak türü: İnce kapak
Basım yılı/yeri: Aralık,2014 İstanbul
Amazon puanı: 5/5
GoodReads puanı:4.2/5
Benim puanım: 5/5
Tanıtım:
MODERN ÇAĞIN GÜZEL VE ÇİRKİN'İ...
Ambrose Young okulun en çekici çocuğu ve kasabanın yıldız güreşçisiydi. Uzun boylu ve yapılı bir vücudu, omuzlarına değen saçları ve yakıcı gözleriyle aşk romanlarının kapaklarını süsleyebilecek kadar yakışıklıydı. Fern Taylor bunun farkındaydı ve Ambrose Young'a aşıktı. Belki de bu kadar yakışıklığı olduğu için Fern asla onunla birlikte olabileceğini düşünmemişti. Ta ki herşey tersyüz olana ve Ambrose'un eski yakışıklılığından eser kalmayana dek...
Tersyüz, beş genç adamın küçük bir kasabadan kalkıp savaşa gidişinin ve içlerinden sadece birinin geri dönüş hikayesi... Hayatı, benliği, güzelliği kaybetmenin hikayesi...
Bir kızın, yıkılmış bir çocuğa; yaralı bir savaşçının sıradan bir kıza olan aşkının hikayesi... Kalp kırıklığının üstesinden gelen bir arkadaşlığın ve bilinen kalıpların dışına çıkan bir kahramanın hikayesi... Tersyüz, hepimizin içinde biraz iyiliğin biraz da kötülüğün olduğunu keşfettiğimiz modern çağın Güzel ve Çirkin'i...
KİŞİSEL YORUMUM;
Açıkçası okurken bayağı ön yargılıydım ve 3. tekil şahıs ağzından yazıldığını fark ettiğimde''Neden bunu okuyorum ki?'' demiştim. Yanımda başka kitap olmadığından okumaya devam etmiştim bende. İyiki okumayı bırakmamışım ve keşke çok daha önce alıp okusaymışım!
Kitapta hiç ağlamadığım kadar ağladım, hiç hissetmediğim kadar acı çektim desem yeridir. Ben nedense sürekli kitap karakterleriyle empati kuruyorum ve eğer kötü bir şey olduysa kafamda daha da abartıp hayallere dalıyorum. Bu hem güzel hem de berbat bir şey! Acı çeken hep ben oluyorum!
3. tekil şahıs ağzından olmasına rağmen bana duyguları çok başarılı bir şekilde hissettirdi. Fern'in içindeki yaşadığı herşeyi kendimde de buldum. Kendisiyle hem bu kadar barışık yaşayan hem de bu kadar nefret eden birinin anlatılışı pek de kolay olmasa gerek...
Amy Harmon, Tersyüz ile bize aşkın kör olduğunu göstermiş ve kanıtlamış oldu. Herkesin okuması gereken bir kitap bence. En azından kütüphanenizde bulunmalı.
Kitapta Fern'in kuzeni olan Bailey diye bir karakter vardı, sanırım en çok onu sevdim. Bu kitapta aşk acısı çekmeyen kimse yok sanırım! Bailey'de doğuştan gelen bir hastalık var; yaşı ilerledikçe kasları zayıflıyor ve felç olmaya başlayıp sonunda da ölüyor. Bailey, kendisi ile aynı hastalığı paylaşanlara göre çok daha sağlıklı biri. Öleceğini bilmesine rağmen yaşamaktan zevk alıyordu ve çok da neşeliydi. Kitabın olmazsa olmazıydı resmen. *devamında büyük spoiler* Amy'nin onu öldürmesi bence bütün okurlarına büyük bit hayal kırıklığı yaşatmıştır. *spoiler sonu*
Ambrose ile Fern'in Bailey adında bir oğulunun olması ise beni en çok duygulandıran yerlerden biriydi. Ambrose ve Fern'den bahsetmişken şuna değinmezsem olmaz; bence evliliklerinden çok daha fazla bahsedilmeliydi. Bir tek o eksik gibiydi ama bir sorun yaratmaz. Kitabın tamamı mükemmel.
Kısacası; eğer 3. tekil şahıs ağzından yazılmış kitapları okuyabiliyorsanız, birazcık savaşa 'hayır.' demiyorsanız ve güzellik sizin için önemli değilse bu kitabı %100 okumalısız.
Bana ulaşmak için;
instagram: @kitapokuyanpenguen
tur hesabı instagram: @kitapavcilari
tur bloğu: kitapavcilarii.blogspot.com
Orijinal adı: Making Faces
Yazar: Amy Harmon
Çevirmen: Arzu Altınanıt
Sayfa sayısı: 373
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Kapak türü: İnce kapak
Basım yılı/yeri: Aralık,2014 İstanbul
Amazon puanı: 5/5
GoodReads puanı:4.2/5
Benim puanım: 5/5
Tanıtım:
MODERN ÇAĞIN GÜZEL VE ÇİRKİN'İ...
Ambrose Young okulun en çekici çocuğu ve kasabanın yıldız güreşçisiydi. Uzun boylu ve yapılı bir vücudu, omuzlarına değen saçları ve yakıcı gözleriyle aşk romanlarının kapaklarını süsleyebilecek kadar yakışıklıydı. Fern Taylor bunun farkındaydı ve Ambrose Young'a aşıktı. Belki de bu kadar yakışıklığı olduğu için Fern asla onunla birlikte olabileceğini düşünmemişti. Ta ki herşey tersyüz olana ve Ambrose'un eski yakışıklılığından eser kalmayana dek...
Tersyüz, beş genç adamın küçük bir kasabadan kalkıp savaşa gidişinin ve içlerinden sadece birinin geri dönüş hikayesi... Hayatı, benliği, güzelliği kaybetmenin hikayesi...
Bir kızın, yıkılmış bir çocuğa; yaralı bir savaşçının sıradan bir kıza olan aşkının hikayesi... Kalp kırıklığının üstesinden gelen bir arkadaşlığın ve bilinen kalıpların dışına çıkan bir kahramanın hikayesi... Tersyüz, hepimizin içinde biraz iyiliğin biraz da kötülüğün olduğunu keşfettiğimiz modern çağın Güzel ve Çirkin'i...
KİŞİSEL YORUMUM;
Açıkçası okurken bayağı ön yargılıydım ve 3. tekil şahıs ağzından yazıldığını fark ettiğimde''Neden bunu okuyorum ki?'' demiştim. Yanımda başka kitap olmadığından okumaya devam etmiştim bende. İyiki okumayı bırakmamışım ve keşke çok daha önce alıp okusaymışım!
Kitapta hiç ağlamadığım kadar ağladım, hiç hissetmediğim kadar acı çektim desem yeridir. Ben nedense sürekli kitap karakterleriyle empati kuruyorum ve eğer kötü bir şey olduysa kafamda daha da abartıp hayallere dalıyorum. Bu hem güzel hem de berbat bir şey! Acı çeken hep ben oluyorum!
3. tekil şahıs ağzından olmasına rağmen bana duyguları çok başarılı bir şekilde hissettirdi. Fern'in içindeki yaşadığı herşeyi kendimde de buldum. Kendisiyle hem bu kadar barışık yaşayan hem de bu kadar nefret eden birinin anlatılışı pek de kolay olmasa gerek...
Amy Harmon, Tersyüz ile bize aşkın kör olduğunu göstermiş ve kanıtlamış oldu. Herkesin okuması gereken bir kitap bence. En azından kütüphanenizde bulunmalı.
Kitapta Fern'in kuzeni olan Bailey diye bir karakter vardı, sanırım en çok onu sevdim. Bu kitapta aşk acısı çekmeyen kimse yok sanırım! Bailey'de doğuştan gelen bir hastalık var; yaşı ilerledikçe kasları zayıflıyor ve felç olmaya başlayıp sonunda da ölüyor. Bailey, kendisi ile aynı hastalığı paylaşanlara göre çok daha sağlıklı biri. Öleceğini bilmesine rağmen yaşamaktan zevk alıyordu ve çok da neşeliydi. Kitabın olmazsa olmazıydı resmen. *devamında büyük spoiler* Amy'nin onu öldürmesi bence bütün okurlarına büyük bit hayal kırıklığı yaşatmıştır. *spoiler sonu*
Ambrose ile Fern'in Bailey adında bir oğulunun olması ise beni en çok duygulandıran yerlerden biriydi. Ambrose ve Fern'den bahsetmişken şuna değinmezsem olmaz; bence evliliklerinden çok daha fazla bahsedilmeliydi. Bir tek o eksik gibiydi ama bir sorun yaratmaz. Kitabın tamamı mükemmel.
Kısacası; eğer 3. tekil şahıs ağzından yazılmış kitapları okuyabiliyorsanız, birazcık savaşa 'hayır.' demiyorsanız ve güzellik sizin için önemli değilse bu kitabı %100 okumalısız.
Bana ulaşmak için;
instagram: @kitapokuyanpenguen
tur hesabı instagram: @kitapavcilari
tur bloğu: kitapavcilarii.blogspot.com
photo by me
26 Nisan 2015 Pazar
TATLI SERİSİ - WENDY HIGGINS
Kitabın adı: Tatlı Şeytan - Tatlı Tehlike
Kitabın orijinal adı: Sweet Evil - Sweet Peril
Yayınevi: GO! Kitap
Sayfa sayısı: 536 - 436
Yazar: Wendy Higgins
Çevirmen: Demet Orhan - Bige Turan
Basım yılı/yeri: İstanbul,2014 - İstanbul,2015
Kapak türü: İnce kapak ve mıknatıslı
Türü: genç edebiyat, romantik, fantastik
Yorumum: 4/5 - 3.5/5
Tanıtım: (Tatlı Şeytan)
ZEVK GÜNAHIN TUZAĞIDIR.
On altı yaşındaki, lise öğrencisi Anna Whitt yaşıtlarından biraz farklı bir genç kızdır. Anna, renkler vasıtasıyla insanların duygularını görür, hatta isterse hisseder. Kilometrelerce ötedeki sesleri duyar, kokuları alır. Anna, farklı olduğunu bilir ama ''ne'' olduğuna dair en ufak bir fikri yoktur. Ta ki gizemli yakışıklı Kaidan Rowe ile tanışana dek. Kaidan, onun da kendisi gibi, iblis soyundan gelen bir Nefil olduğunu açıklayınca Anna'nın önünde karanlık bir dünyanın kapıları aralanır. Kaidan'ın büyüsüne kapılıp bu dünyaya adımını attığında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Hayatı boyunca ''iyi bir kız'' olan Anna, ya diğer Nefiller gibi iblislere boyun eğip kötülüğe hizmet edecek ya da kaderini baştan yazacaktır...
Tanıtım: (Tatlı Tehlike)
KADERİNİ KABULLEN.
Görevleri, cennetten kovulan iblislere hizmet etmek olan Nefillerden biri olduğunu öğrendiği günden beri hayatı altüst olan Anna, kötülüğe boyun eğmemeye kararlıdır. Ama dört bir yanda kol gezen fısıldayan iblislerin ve acımasız Düklerin dikkatini çekmemek için o da diğer Nefiller gibi çalışmak zorundadır. Bunun için tüm çekingenliğinden sıyrılıp bir parti kızı oluveren Anna artık tüm eğlencelerin aranılan ismidir. Bu şekilde yaşamaktan nefret etse de o, çok büyük bir amaca hizmet edecek olan ''seçilmiş kişidir'' ve zamanı geldiğinde ona emanet edilen Erdem Kılıcı ile büyük bir savaşa öncülük edecektir. Ama o güne dek kimliğini gizli tutmalı ve toplayabildiği kadar yandaş toplamalıdır. Bunun için kendisi gibi bir Nefil olan Kaidan Rowe'a duyduğu büyük aşkı bile kalbine gömen Anna, bir yandan ''kötü kızı'' oynarken bir yandan da iblisleri yeryüzünden silmek için ölümcül bir mücadeleye girecektir.
KİŞİSEL YORUMUM;
Kitabı D&R'da elime alıp arkasını okuduğumda nedensiz bir şekilde konuyu Fısıltı Serisi'ne benzetmiştim ve onun üzerinden yorumlamıştım. Yanılmışım. Nefilim dışında hiçbir benzerlik yok. Bu kötü bir şey değil tabi ki de. Yanlış anlamayın. Hatta bence ilerleyen zamanlarda Tatlı Serisi Fısıltı Serisi kadar popüler ve başarılı olacak. Belki film hakları bile satın alınır, kim bilir? (god knows, haha)
*Söylemeden geçemeyeceğim; 2. kitabın çevirisi yüzünden resmen sinir krizi geçiriyordum! Çevirmen, Türklere özgü kelimeleri ve sokak dilini kullanmıştı. Sen kitabı çeviriyorsun, kitabı yeniden yazmıyorsun! Eğer bu tür şeyleri kullanmak istiyorsan kendi kitabını çıkarabilirsin bun asla karışmam, karışamam. Ama kitapta sözü edilen karakterler Amerikalı, gidip birbirlerine ''Şömine mübarek.'' demezler -ki bu replik Tatlı Tehlike'den. ''şömine kadar sıcaksın.'' falan yazılabilirdi. Neyse ki GO! Kitap şikayetimi göz önünde bulurdu. Tekrardan teşekkürler.*
Kitabın konusuna benzer şuana kadar hiçbir kitap okumadım. Yani kitap özenti veya klişe değildi. Tatlı Şeytan bayağı sürükleyiciydi hatta. Ayrıca konuya da direk girmişti -ki bu mükemmel bir şey. İlk kitapta Kaidan'a bayağı sövdüğüm doğrudur. Bence, bir erkek sonucu ne olursa olsun kıza karşı ne hissettiğini dürüstçe söylemelidir. İşte Kaidan bunu yapmadı! Anna ile hiç ilgilenmiyormuş gibi davrandı. Sinir bozucu! Sırf bu yüzden ilk kitaba 4/5 verdim. Hıh -_-.
Anna Kaidan'dan da beterdi! Elimde bıçak olsa bıçaklardım. Özelikle de ilk kitapta. Kızda resmen ''iyi kız sendromu'' var. Sevdiği çocukla bile anca öpüşüyor :/ Tamam bu o kadar da büyük bir problem değil ama bence aşk risk almaya değer. Sırf Dükler onaylamıyor -öldürüyor- diye Kaidan'dan uzak durması saçma. Kaçın, saklanın bir şeyler yapın!
Kitapta siyahi bir karakter de vardı. Okuduğum romanlarda pek de karşılaştığım bir şey değil bu. Bence, Wendy romana Kopano'yu ekleyerek ırk ayrımı yapmadığını gösterdi -diğer yazarlara ırkçı demiyorum. Ya da sadece zenciler havalı diyedir :D
İkinci kitabın ilk 200 sayfasında resmen ölüyordu. Beni aşırı sıktı! Kaidan sadece iki kere vardı ve Anna sürekli Kopano ile beraberdi :'( Neyseki sonraki sayfalarda Kaidan ile araları düzeldi de ben de mutlu oldum. Yani Wendy ikinci kitabı sırf olaylara geçebilmek ve olayları birbirine bağlayabilmek için yazmış. Olmasa da olur gibiydi kitap.
Umarım 3. kitap en kısa zamanda çevirilir.
Kısacası; eğer fantastik kurguları beğeniyorsanız, romatizimden hoşlanıyorsanız size okumanızı öneririm :D
Bana ulaşmak için;
instagram: @kitapokuyanpenguen
tur hesabı instagram: @kitapavcilari
tur bloğu: kitapavcilariiblogspot.com
Kitabın orijinal adı: Sweet Evil - Sweet Peril
Yayınevi: GO! Kitap
Sayfa sayısı: 536 - 436
Yazar: Wendy Higgins
Çevirmen: Demet Orhan - Bige Turan
Basım yılı/yeri: İstanbul,2014 - İstanbul,2015
Kapak türü: İnce kapak ve mıknatıslı
Türü: genç edebiyat, romantik, fantastik
Yorumum: 4/5 - 3.5/5
Tanıtım: (Tatlı Şeytan)
ZEVK GÜNAHIN TUZAĞIDIR.
On altı yaşındaki, lise öğrencisi Anna Whitt yaşıtlarından biraz farklı bir genç kızdır. Anna, renkler vasıtasıyla insanların duygularını görür, hatta isterse hisseder. Kilometrelerce ötedeki sesleri duyar, kokuları alır. Anna, farklı olduğunu bilir ama ''ne'' olduğuna dair en ufak bir fikri yoktur. Ta ki gizemli yakışıklı Kaidan Rowe ile tanışana dek. Kaidan, onun da kendisi gibi, iblis soyundan gelen bir Nefil olduğunu açıklayınca Anna'nın önünde karanlık bir dünyanın kapıları aralanır. Kaidan'ın büyüsüne kapılıp bu dünyaya adımını attığında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Hayatı boyunca ''iyi bir kız'' olan Anna, ya diğer Nefiller gibi iblislere boyun eğip kötülüğe hizmet edecek ya da kaderini baştan yazacaktır...
Tanıtım: (Tatlı Tehlike)
KADERİNİ KABULLEN.
Görevleri, cennetten kovulan iblislere hizmet etmek olan Nefillerden biri olduğunu öğrendiği günden beri hayatı altüst olan Anna, kötülüğe boyun eğmemeye kararlıdır. Ama dört bir yanda kol gezen fısıldayan iblislerin ve acımasız Düklerin dikkatini çekmemek için o da diğer Nefiller gibi çalışmak zorundadır. Bunun için tüm çekingenliğinden sıyrılıp bir parti kızı oluveren Anna artık tüm eğlencelerin aranılan ismidir. Bu şekilde yaşamaktan nefret etse de o, çok büyük bir amaca hizmet edecek olan ''seçilmiş kişidir'' ve zamanı geldiğinde ona emanet edilen Erdem Kılıcı ile büyük bir savaşa öncülük edecektir. Ama o güne dek kimliğini gizli tutmalı ve toplayabildiği kadar yandaş toplamalıdır. Bunun için kendisi gibi bir Nefil olan Kaidan Rowe'a duyduğu büyük aşkı bile kalbine gömen Anna, bir yandan ''kötü kızı'' oynarken bir yandan da iblisleri yeryüzünden silmek için ölümcül bir mücadeleye girecektir.
KİŞİSEL YORUMUM;
Kitabı D&R'da elime alıp arkasını okuduğumda nedensiz bir şekilde konuyu Fısıltı Serisi'ne benzetmiştim ve onun üzerinden yorumlamıştım. Yanılmışım. Nefilim dışında hiçbir benzerlik yok. Bu kötü bir şey değil tabi ki de. Yanlış anlamayın. Hatta bence ilerleyen zamanlarda Tatlı Serisi Fısıltı Serisi kadar popüler ve başarılı olacak. Belki film hakları bile satın alınır, kim bilir? (god knows, haha)
*Söylemeden geçemeyeceğim; 2. kitabın çevirisi yüzünden resmen sinir krizi geçiriyordum! Çevirmen, Türklere özgü kelimeleri ve sokak dilini kullanmıştı. Sen kitabı çeviriyorsun, kitabı yeniden yazmıyorsun! Eğer bu tür şeyleri kullanmak istiyorsan kendi kitabını çıkarabilirsin bun asla karışmam, karışamam. Ama kitapta sözü edilen karakterler Amerikalı, gidip birbirlerine ''Şömine mübarek.'' demezler -ki bu replik Tatlı Tehlike'den. ''şömine kadar sıcaksın.'' falan yazılabilirdi. Neyse ki GO! Kitap şikayetimi göz önünde bulurdu. Tekrardan teşekkürler.*
Kitabın konusuna benzer şuana kadar hiçbir kitap okumadım. Yani kitap özenti veya klişe değildi. Tatlı Şeytan bayağı sürükleyiciydi hatta. Ayrıca konuya da direk girmişti -ki bu mükemmel bir şey. İlk kitapta Kaidan'a bayağı sövdüğüm doğrudur. Bence, bir erkek sonucu ne olursa olsun kıza karşı ne hissettiğini dürüstçe söylemelidir. İşte Kaidan bunu yapmadı! Anna ile hiç ilgilenmiyormuş gibi davrandı. Sinir bozucu! Sırf bu yüzden ilk kitaba 4/5 verdim. Hıh -_-.
Anna Kaidan'dan da beterdi! Elimde bıçak olsa bıçaklardım. Özelikle de ilk kitapta. Kızda resmen ''iyi kız sendromu'' var. Sevdiği çocukla bile anca öpüşüyor :/ Tamam bu o kadar da büyük bir problem değil ama bence aşk risk almaya değer. Sırf Dükler onaylamıyor -öldürüyor- diye Kaidan'dan uzak durması saçma. Kaçın, saklanın bir şeyler yapın!
Kitapta siyahi bir karakter de vardı. Okuduğum romanlarda pek de karşılaştığım bir şey değil bu. Bence, Wendy romana Kopano'yu ekleyerek ırk ayrımı yapmadığını gösterdi -diğer yazarlara ırkçı demiyorum. Ya da sadece zenciler havalı diyedir :D
İkinci kitabın ilk 200 sayfasında resmen ölüyordu. Beni aşırı sıktı! Kaidan sadece iki kere vardı ve Anna sürekli Kopano ile beraberdi :'( Neyseki sonraki sayfalarda Kaidan ile araları düzeldi de ben de mutlu oldum. Yani Wendy ikinci kitabı sırf olaylara geçebilmek ve olayları birbirine bağlayabilmek için yazmış. Olmasa da olur gibiydi kitap.
Umarım 3. kitap en kısa zamanda çevirilir.
Kısacası; eğer fantastik kurguları beğeniyorsanız, romatizimden hoşlanıyorsanız size okumanızı öneririm :D
Bana ulaşmak için;
instagram: @kitapokuyanpenguen
tur hesabı instagram: @kitapavcilari
tur bloğu: kitapavcilariiblogspot.com
photo by me
BLACKSTONE SERİSİ- RAİNE MİLLER
Kitabın adı: Çırılçıplak - Senin İçin
Orijinal adı: Naked - All In
Sayfa sayısı: 218 - 262
Yayın evi: Yabancı Yayınları
Basım yılı/yeri: Eylül/2014, İstanbul - Şubat/2015, İstanbul
Kapak türü: İnce kapak
Yazar: Raine Miller
Çeviren: Tuba Özkat
Türü: Erotik, romantik
Yorumum: 5/5
Tanıtım: (Çırılçıplak)
ÇIRILÇIPLAK BİR TUTKU.
GİZLENEN GERÇEKLER.
UNUTAMAYACAĞINIZ BİR AŞK.
Londra Üniversitesi'nde sanat eğitimi alan Amerikalı bir öğrenci ve yarı zamanlı bir fotomodel olan Brynne Bennet, yaşadığı trajediye rağmen hayatını yeniden bir düzene sokmuştu. Ta ki başarılı iş adamı Ethan Blackstone, Brynne'in çıplak fotoğrafını satın alana kadar...
Ethan, Brynne'i yatağında istiyordu ve onu orada tutmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdı. Onun dominant karakteri, Brynne'i hem çekiyor hem de korkutuyordu. Ancak bu ilişkide sırlar söz konusuydu. Hem de oldukça büyük sırlar...
Ethan'ın ona duyduğu tutku, Brynne'i kurtarmaya yetecek miydi; yoksa aralarındaki sırlar ikisini de mi yok edecekti?
Tanıtım: (Senin İçin)
YAKLAŞAN TEHLİKE.
UĞRUNA SAVAŞILACAK AŞK.
HER ŞEYİNİ ORTAYA KOYAN BİR ADAM.
Ethan Blackstone, Brynne'in güvenini kötüye kullanmış, terk edilmişti. Fakat bunu kabullenmek gibi bir niyeti yoktu. Amerikalı kadınını geri kazanmak için her şeyi yapmaya hazırdı. Aralarındaki tutku yakıcıydı, fakat birbirlerinden sakladıkları sırlar karanlık, ürkütücü ve her türlü gelecek planlarını yok edebilecek kadar güçlüydü.
Şimdi Brynne tehlike altındaydı ve Ethan sevdiği kadının kalbini kazanabilmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazır bir adamdı. Onu korumak için göze için göze alamayacağı şey yoktu. Onun için her şeyini ortaya koyacaktı.
Peki yaptıkları Brynne'i korku içinde yaşamaya sürükleyen geçmişinden kurtararak yeniden onun dokunuşunun sıcaklığını hissetmeye ve güvenini kazanmaya yetecek miydi?
KİŞİSEL GÖRÜŞÜM:
Raine Miller'ın romanlarını ustalıkla yazdığını düşünüyorum. Okurken her bir karakterine aşık olabilirsiniz. Özellikle de Ethan Blackstone'a...
2. kitap geçtiğimiz şubat ayında çıktı yani daha yeni ama umarım Yabancı Yayınları en kısa sürede 3. kitabı çevirir. Çünkü biten bir kitaptan sonra boşlukta süzülmek berbat bir his. Bunu hepimiz yaşıyoruz ve biliyoruz ne yazık ki.
Seri bence Grinin Eli Tonu, Hep Seni Bekledim ve Dublin Caddesi karışımıydı. Özenti veya klişe demiyorum sadece okurken bu kitapları hatırlattı bana ki zaten kitabın bir yerinde Grinin Elli Tonu'ndan da bahsediyor.
Klişe miydi konusuna gelirsek; hayır değildi ama tahmin edilemez de değildi. En azından okurken size Wattpad'den bir şey okuyormuşsunuz gibi hissettirmiyordu. Ki bu mükemmel bir şey! Ayrıca tahmin edilebilir olması kötü bir şey değil. İyi de değil. Nötr.
Kitap, zaten türünden de anlayacağınız gibi bir çok seks sahnesi içeriyordu fakat bir Grinin Elli Tonu değildi. Eğer erotik kitaplardan hoşlanmıyorsanız boşuna paranızı harcamayın derim. Bolca var :).
Karakterlerden bahsedecek olursam; Ethan Blackstone tek kelime ile MÜKEMMEL!!! Ethan, kesinlikle her kızın düşlediği bir sevgili modeli. Kitabın içine elimi daldırıp Ethan'ı oradan çıkarasım geldi 😍. 2. kitap sadece Ethan'ın ağzından anlatılıyor ve bu sizi ona çok daha fazla bağlıyor kitap bitince oturup duvar ile yarım saat bakışıyorsunuz. Coleen Hoover'ın da dediği gibi Ethan Blackstone baş döndürücü bir karakter.
Gelelim kızımıza; Brynne'in benim içimden bir parçayı yansıttığını pek söyleyemem ama kesinlikle nefret edilecek bir karakter değildi. Hani bir kitabı okurken içinizden ''Ahh hayır bunu demeyecektin! Seni salak kız!'' dersiniz ya, bu kitapta bu sözler neredeyse hiç söylenmiyor. Raine Miller, bir okuyucunun kafasında neler döndüğünü çok iyi bilen bir yazar, bu kesin.
Brynne, bazı salak karakter gibi Ethan ile görüşmeyi ve tekliflerini neredeyse hiç sorgulamadan kabul etti ki bu da kitabı direk olarak konuya soktu.
Kısacası; erotik ve romantik kitap seven her okura %100 beğeneceğinin garantisini vererek tavsiye ederim. :)
Bana ulaşmak için:
instagram: @kitapokuyanpenguen
tur hesabı instagram: @kitapavcilari
tur bloğu: kitapavcilarii.blogspot.com
photo by me
27 Şubat 2015 Cuma
Meleğin Düşüşü, Kıyamet Sonrası İncelemesi
Hepinize yeniden merhaba! tekrar sizlerle beraberim. Dün Kıyamet Sonrası'nı bitirdim ve instagram'da birşeyler paylaşmayı düşündüm. Sonra da neden onun hakkında bir inceleme yazmıyorum ki dedim ve işte şuan yazıyorum.
Öcelikle ben Meleğin Düşüşü'nün arkasını okuyarak kitapla alakasız bir sonuç çıkarmışım. Benim anladığım şey ile serinin konusunun alakası bile yok. En fazla bu kadar aptal olunur heralde.
-SPOİLER İÇEREBİLİR-
Ben kitabı kız kardeşi kaçırılmış çaresiz bir genç kızın düşmüş bir meleğe aşık olmasının hikayesi olarak nitelendirmiştim fakat bunun yerine, sakat kız kardeşi kaçırılmış cılız görüntüsüne rağmen hem fiziksel olarak hem de ruhsal olarak çok güçlü bir kız ile kanatları kesilmiş ve o kanatları geri almak için herşeyi yapabilecek olan bir baş meleğin hikayesini anlatıyormuş.
Kitap da pek aşk olduğu söylenemez. En azında tutkulu aşk olduğu. Yani ben kitabın anlattığı aşkı ilk kitabın sonunda anladım ki karekterlerde kitabın sonunda gösterdi. Buna rağmen kitap acayip derece de harika ve sürükleyiciydi. Seriye resmen aşık oldum ve tabii ki baş karekterimiz olan Raffe'yi unutmamak gerek.
Penryn tam örnek alınacak ve özenilecek bir kadın. O herşeyi ile mükemmel. Hem savaşçı bir ruhu var, önüne çıkan herkesi ve herşeyi öldürebilir, hem de harika bir yüreği var, annesinin deliliklerine ve saçmalıklarına rağmen onu hala seviyor ve koruyor. Bencil sayılmaz fakat bildiğimiz çoğu karekter gibi kendisi yerine herkesi düşünen bir aptal değil. Ben nedense sürekleri başkalarını düşünen kendine değer vermeyen karekterlerden nefret ediyorum. Sizi bilemem.
Ayrıca kitapta tutkulu bir aşk olmamasına rağmen kendinizi bir anda Raffe'ye karşı bir çekimin içinde buluyorsunuz ve nedeni ne hiç bir fikrim yok. Sanırım Penryn'e olan da buydu.
Seri aslında Penryn'in küçük kız kardeşini kurtarmasının hikayesini anlatıyor diğer şeyler de karşısına çıkan engeller. Bence. Yani kızın öyle bir annesi var ki bazen keşke benim de annem böyle olsa diyorsun bazen de o kadını öldürmek istiyorsun.
Serinin aslında üçüncü kitabı da var ama Dex Yayınları daha çevirmedi. Ne zaman çevirecekelerini de bilmiyorum. Eğer biliyorsanız lütfen yorum bırakın.
Şuan Blackstone serisi Senin İçin'i okuyorum. Önümüzde ki hafta sınav haftam ne zaman biter bilemiyorum ama kitap acayip sarıyor. İlk kitabına bu sabah başladım ve bitti.
Lütfen yorum yapmayı ve bloğumu takip etmeyi unutmayın. :)
Orijinal isimleri; Meleğin Düşüşü: Angelfall, Kıyamet Sonrası: World After
Serinin kitapları sırasıyla:
Meleğin Düşüşü
Kıyamet Sonrası
Bana ulaşmak için;
instagram: @bookworm_elif
twitter: @elliesalvatore1
Öcelikle ben Meleğin Düşüşü'nün arkasını okuyarak kitapla alakasız bir sonuç çıkarmışım. Benim anladığım şey ile serinin konusunun alakası bile yok. En fazla bu kadar aptal olunur heralde.
-SPOİLER İÇEREBİLİR-
Ben kitabı kız kardeşi kaçırılmış çaresiz bir genç kızın düşmüş bir meleğe aşık olmasının hikayesi olarak nitelendirmiştim fakat bunun yerine, sakat kız kardeşi kaçırılmış cılız görüntüsüne rağmen hem fiziksel olarak hem de ruhsal olarak çok güçlü bir kız ile kanatları kesilmiş ve o kanatları geri almak için herşeyi yapabilecek olan bir baş meleğin hikayesini anlatıyormuş.
Kitap da pek aşk olduğu söylenemez. En azında tutkulu aşk olduğu. Yani ben kitabın anlattığı aşkı ilk kitabın sonunda anladım ki karekterlerde kitabın sonunda gösterdi. Buna rağmen kitap acayip derece de harika ve sürükleyiciydi. Seriye resmen aşık oldum ve tabii ki baş karekterimiz olan Raffe'yi unutmamak gerek.
Penryn tam örnek alınacak ve özenilecek bir kadın. O herşeyi ile mükemmel. Hem savaşçı bir ruhu var, önüne çıkan herkesi ve herşeyi öldürebilir, hem de harika bir yüreği var, annesinin deliliklerine ve saçmalıklarına rağmen onu hala seviyor ve koruyor. Bencil sayılmaz fakat bildiğimiz çoğu karekter gibi kendisi yerine herkesi düşünen bir aptal değil. Ben nedense sürekleri başkalarını düşünen kendine değer vermeyen karekterlerden nefret ediyorum. Sizi bilemem.
Ayrıca kitapta tutkulu bir aşk olmamasına rağmen kendinizi bir anda Raffe'ye karşı bir çekimin içinde buluyorsunuz ve nedeni ne hiç bir fikrim yok. Sanırım Penryn'e olan da buydu.
Seri aslında Penryn'in küçük kız kardeşini kurtarmasının hikayesini anlatıyor diğer şeyler de karşısına çıkan engeller. Bence. Yani kızın öyle bir annesi var ki bazen keşke benim de annem böyle olsa diyorsun bazen de o kadını öldürmek istiyorsun.
Serinin aslında üçüncü kitabı da var ama Dex Yayınları daha çevirmedi. Ne zaman çevirecekelerini de bilmiyorum. Eğer biliyorsanız lütfen yorum bırakın.
Şuan Blackstone serisi Senin İçin'i okuyorum. Önümüzde ki hafta sınav haftam ne zaman biter bilemiyorum ama kitap acayip sarıyor. İlk kitabına bu sabah başladım ve bitti.
Lütfen yorum yapmayı ve bloğumu takip etmeyi unutmayın. :)
Orijinal isimleri; Meleğin Düşüşü: Angelfall, Kıyamet Sonrası: World After
Serinin kitapları sırasıyla:
Meleğin Düşüşü
Kıyamet Sonrası
Bana ulaşmak için;
instagram: @bookworm_elif
twitter: @elliesalvatore1
18 Şubat 2015 Çarşamba
ELLİ TON ÜÇLEMESİ - ERICA L. JAMES
Hepinize yeniden merhaba! Geri döndüm!!
Bu seferki yazım Elli Ton Üçlemesi hakkında olacak. Umarım beğenirsiniz.
Filmi de vizyonda olan bu seri hakkında eminim ki bir çoğunuz bir şeyler duymuştur. İyi ya da kötü fark etmez benim için o düşüncelerin hepsini nötrlemenizi istiyorum.
Bu kitabın konusu cinsellik değil! Eğer seriyi okuyup da böyle düşünenleriniz varsa ya ''konu''nun anlamını bilmiyordur ya da bir kitabın nasıl okunacağını. Kısa ve net. Kitap, büyüleyici bir aşk hikayesini anlatıyor, diğer romanlardan tek farkı cinsel yönlerinin daha fantezili ve daha açık yazılmış olmasıdır.
Okurken kesinlikle bağımlılık yapıyor. O kadar şehvetli o kadar tutuku dolu ki, sanki ana karekter simişsiniz gibi hissettiriyor. Christian Grey de bir o kadar mükemmel bir karekter. Ona aşık olmak elde değil. Yakışıklı ve zengin olmasının yanı sıra aşırı sahiplenici ve korumacı bir kişiliği var ki bu da sizi ona daha çok aşık ediyor.
Anastasia Steele karekterinde her kızın kendinden en az bir parça bulacağını düşünüyorum. Erika James, Bu karekterleri herkes için uygun yaratmış. Karekterler herkes için mükmmel. Ve bu da kitabın yüzlerce kopya satmasına neden oldu. Bu da başarıyı gösterir.
Kimse kendisini ortaya atıp bu kitap için '' Böyle edebiyat mı olur?'' ''Bu ne saçmalık!'' ''Pornodan başka bir şey değil!'' tarzı cümleler kurmasın! Sizin de kitabını Elli Ton Üçlemesi kadar çok satarsa, bu eseri yargılama hakkınız olur. Bu kelimeleri de söylebildiğim her fırsatta söylüyorum.
Pegasus Yayınları iyi ki bu harika seriyi çevirmiş. Ona minnettarım. <3
Bu seriyi herkese öneriyorum. Herkesin hayatında en az bir kere okuması gerektiğine inanıyorum.
Film hakkında bayağı kötü yorum duydum ve açıkçası ben filme bayılacağımı düşünüyordum. Dün Filmi zor da olsa internette buldum fakat İspanyolca dublajdı, alt yazı yoktu ve sinema perdesinden çekilmişti. Buna rağmen izledim -hepsini değil sahne atlayarak çünkü ilk Türkçe'sini izlemek istiyorum- ve filme bayıldım. Her şey umduğum gibiydi. Diyecek bir şey bulamıyorum. Bunca insanın kitabı okumadan izlediğini varsayıyorum. Belki de sadece ''Türk'' olduğumuz içindir.
Serinin kitapları (sırasıyla): Grinin Elli Tonu- Karanlığın Elli Tonu- Özgürlüğün Elli Tonu.
Instagram: @kitapokuyanpenguen
Youtube:@kitapokuyanpenguen
Bu seferki yazım Elli Ton Üçlemesi hakkında olacak. Umarım beğenirsiniz.
Filmi de vizyonda olan bu seri hakkında eminim ki bir çoğunuz bir şeyler duymuştur. İyi ya da kötü fark etmez benim için o düşüncelerin hepsini nötrlemenizi istiyorum.
Bu kitabın konusu cinsellik değil! Eğer seriyi okuyup da böyle düşünenleriniz varsa ya ''konu''nun anlamını bilmiyordur ya da bir kitabın nasıl okunacağını. Kısa ve net. Kitap, büyüleyici bir aşk hikayesini anlatıyor, diğer romanlardan tek farkı cinsel yönlerinin daha fantezili ve daha açık yazılmış olmasıdır.
Okurken kesinlikle bağımlılık yapıyor. O kadar şehvetli o kadar tutuku dolu ki, sanki ana karekter simişsiniz gibi hissettiriyor. Christian Grey de bir o kadar mükemmel bir karekter. Ona aşık olmak elde değil. Yakışıklı ve zengin olmasının yanı sıra aşırı sahiplenici ve korumacı bir kişiliği var ki bu da sizi ona daha çok aşık ediyor.
Anastasia Steele karekterinde her kızın kendinden en az bir parça bulacağını düşünüyorum. Erika James, Bu karekterleri herkes için uygun yaratmış. Karekterler herkes için mükmmel. Ve bu da kitabın yüzlerce kopya satmasına neden oldu. Bu da başarıyı gösterir.
Kimse kendisini ortaya atıp bu kitap için '' Böyle edebiyat mı olur?'' ''Bu ne saçmalık!'' ''Pornodan başka bir şey değil!'' tarzı cümleler kurmasın! Sizin de kitabını Elli Ton Üçlemesi kadar çok satarsa, bu eseri yargılama hakkınız olur. Bu kelimeleri de söylebildiğim her fırsatta söylüyorum.
Pegasus Yayınları iyi ki bu harika seriyi çevirmiş. Ona minnettarım. <3
Bu seriyi herkese öneriyorum. Herkesin hayatında en az bir kere okuması gerektiğine inanıyorum.
Film hakkında bayağı kötü yorum duydum ve açıkçası ben filme bayılacağımı düşünüyordum. Dün Filmi zor da olsa internette buldum fakat İspanyolca dublajdı, alt yazı yoktu ve sinema perdesinden çekilmişti. Buna rağmen izledim -hepsini değil sahne atlayarak çünkü ilk Türkçe'sini izlemek istiyorum- ve filme bayıldım. Her şey umduğum gibiydi. Diyecek bir şey bulamıyorum. Bunca insanın kitabı okumadan izlediğini varsayıyorum. Belki de sadece ''Türk'' olduğumuz içindir.
Serinin kitapları (sırasıyla): Grinin Elli Tonu- Karanlığın Elli Tonu- Özgürlüğün Elli Tonu.
Instagram: @kitapokuyanpenguen
Youtube:
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

